| ||||||||||
| ||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Namaz kılmayan ne kadar da zarar eder...
Namaz ne kadar kıymettar ve mühim, hem ne kadar ucuz ve az bir masrafla kazanılır.... Bismillahirrahmanirrahim Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla Namaz dinin direğidir. (Hadîs-i şerif: Keşfü'l-Hafâ, 2:3; Hadîs no: 1621; Tirmizî, İmân: 8; İbn-i Mâce, Fiten: 12; Müsned, 5:231, 237.) Namaz ne kadar kıymettar ve mühim, hem ne kadar ucuz ve az bir masrafla kazanılır; hem namazsız adam ne kadar divane ve zararlı olduğunu iki kere iki dört eder derecesinde kat’î anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, gör: Bir zaman, bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, herbirisine yirmi dört altın verip, iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor. Ve onlara emreder ki: “Şu para ile yol ve bilet masrafı yapınız. Hem oradaki meskeninize lâzım bazı şeyleri mübâyaa ediniz. Bir günlük mesafede bir istasyon vardır. Hem araba, hem gemi, hem şimendifer, hem tayyare bulunur. Sermayeye göre binilir.” İki hizmetkâr, ders aldıktan sonra giderler. Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder. Fakat o masraf içinde, efendisinin hoşuna gidecek öyle güzel bir ticaret elde eder ki, sermayesi birden bine çıkar. Öteki hizmetkâr bedbaht, serseri olduğundan, istasyona kadar yirmi üç altınını sarf eder. Kumara mumara verip zayi eder. Birtek altını kalır. Arkadaşı ona der: “Yahu, şu liranı bir bilete ver, ta bu uzun yolda yayan ve aç kalmayasın. Hem bizim efendimiz kerîmdir; belki merhamet eder, ettiğin kusuru affeder. Seni de tayyareye bindirirler; bir günde mahall-i ikametimize gideriz. Yoksa, iki aylık bir çölde aç, yayan, yalnız gitmeye mecbur olursun.” Acaba şu adam inat edip, o tek lirasını bir define anahtarı hükmünde olan bir bilete vermeyip muvakkat bir lezzet için sefahete sarf etse, gayet akılsız, zararlı, bedbaht olduğunu en akılsız adam dahi anlamaz mı? O hâkim ise, Rabbimiz, Hâlıkımızdır. O iki hizmetkâr yolcu ise: Biri mütedeyyin, namazını şevkle kılar; diğeri gafil, namazsız insanlardır. O yirmi dört altın ise, yirmi dört saat her gündeki ömürdür. O has çiftlik ise Cennettir. O istasyon ise kabirdir. O seyahat ise kabre, haşre, ebede gidecek beşer yolculuğudur. Amele göre, takvâ kuvvetine göre, o uzun yolu mütefâvit derecede kat’ ederler. Bir kısım ehl-i takvâ berk gibi, bin senelik yolu bir günde keser. Bir kısmı da hayal gibi, elli bin senelik bir mesafeyi bir günde kat’ eder. Kur’ân-ı Azîmüşşan şu hakikate iki âyetiyle işaret eder. O bilet ise namazdır. Bir tek saat, beş vakit namaza abdestle kâfi gelir. Acaba yirmi üç saatini şu kısacık hayat-ı dünyeviyeye sarf eden ve o uzun hayat-ı ebediyeye bir tek saatini sarf etmeyen, ne kadar zarar eder, ne kadar nefsine zulmeder, ne kadar hilâf-ı akıl hareket eder! Zira, bin adamın iştirak ettiği bir piyango kumarına yarı malını vermek akıl kabul ederse -halbuki kazanç ihtimali binde birdir- sonra yirmi dörtten bir malını, yüzde doksan dokuz ihtimalle kazancı musaddak bir hazine-i ebediyeye vermemek ne kadar hilâf-ı akıl ve hikmet hareket ettiğini, ne kadar akıldan uzak düştüğünü, kendini âkıl zanneden adam anlamaz mı? Halbuki namazda ruhun, kalbin, aklın büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Hem namaz kılanın diğer mübah, dünyevî amelleri, güzel bir niyetle ibadet hükmünü alır. Bu surette bütün sermaye-i ömrünü âhirete mal edebilir; fani ömrünü bir cihette ibkà eder. (Sözler 4. Söz) Bediüzzaman Said Nursi LÜGAT: Âhiret : Öteki Dünya, Öldükten Sonraki HayatÂkıl : Akıllı Amel : İş, Davranış Bahtiyar : Talihli Bedbaht : Talihsiz, Kötü Talihli Berk : Şimşek Beşer : İnsan Define : Hazine, Gizli Servet Divane : Akılsız, Deli Dünyevî : Dünyaya Ait Ebed : Sonsuzluk Ehl-İ Takvâ : Takvâ Sahipleri Fani : Ölümlü, Geçici Gafil : Duyarsız, Sorumsuz, Âhiretten Ve Allah’ın Emir Ve Yasaklarından Habersiz Davranan Hakikat : Gerçek, Doğru Hâkim : İdareci, Yönetici Hâlık : Herşeyi Yaratan Allah Has : Özel Haşir : Öldükten Sonra Âhirette Tekrar Diriltilip Allah’ın Huzurunda Toplanma Hayat-I Dünyeviye : Dünya Hayatı Hayat-I Ebediye : Sonsuz Âhiret Hayatı Hazine-İ Ebediye : Sonu Olmayan, Sonsuz Hazine Hilâf-I Akıl Ve Hikmet : Akla Ve İlme Aykırı Hizmetkâr : Hizmetçi İbkà Etmek : Devamlı Ve Kalıcı Hale Getirmek İkamet Etmek : Oturmak İştirak Etmek : Katılmak Kâfi : Yeterli Kat’ Etmek : Aşmak, Kesmek Kat’î : Kesin Kerîm : İkram Sahibi, Cömert Kıymettar : Kıymetli, Değerli Kur’ân-I Azîmüşşan : Şanı Yüce Kur’ân Mahall-İ İkamet : Kalınacak Yer Mesken : Ev, Yer Musaddak : Doğrulanan Muvakkat : Geçici Mübah : Sevap Veya Günah Olmayan Günlük İşler Mübâyaa Etmek : Satın Almak Mühim : Önemli Mütedeyyin : Dindar Mütefâvit : Farklı Nefis : Kişinin Kendisi; İnsanı Maddî Zevk Ve İsteklere Sevk Eden Duygu Rab : Herbir Varlığa Yaratılış Gayelerine Ulaşmaları İçin Muhtaç Olduğu Şeyleri Veren, Onları Terbiye Edip İdaresi Ve Egemenliği Altında Bulunduran Allah Sarf Etmek : Harcamak Sefahet : Yasak Zevk Ve Eğlencelere Düşkünlük, Bilnçsizcesizce Davranış, Budalalık Sermaye-İ Ömür : Ömür Sermayesi Suret : Şekil Şevk : Çok İstek Ve Arzu, Coşku Şimendifer : Tren Takvâ : Allah’tan Korkup Emir Ve Yasaklarına Titizlikle Uyma Tayyare : Uçak Temsilî : Kıyaslamalı Benzetme Şeklinde, Analojik Zayi Etmek : Kaybetmek Zulmetmek : Haksız Yere Kötülük Etmek Bu haber 1434 defa okunmuştur.
|
eGebze Reklam Servisi
GALERİGerekli Linkler |
||||||||
|
Egebze.Com sitesi Gebzelilerin işini kolaylaştırmak amacı ile açılmıştır.Bilgilendirme amaçlı yazı ,resim ve haber eklenmektedir. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||